Jean Valjean, babam ve ben
BAKIMEVİNDEN NOTLAR Aşka düşmüş bir yaprak, sonbahara kalmamış... S.Ö. Dürüst bir kişiliktir Jean Valjean. İradesinin gücü bedenine yansımıştır. Yaşam onu acı bir deneyime sürüklemiş, karnını doyurmak için girdiği kilisenin şamdanlarını çaldıktan sonra kilise onun bu durumunu hoşgörüp bir çalkantıdan yeni bir yöne koymuştur onu. Jean Valjean, içindeki bu ışığı ömrünce taşımış, Tanrı’ya karşı vefa borcunu bir hayat kurtararak ödemiştir. Babam kısa boylu, cabbar bir adam. Bir göçün içinden çıkmış; beş çocuk ve bir kadınla bir şehirden başka bir şehre sürüklenmiş. İçinden anılar çıkan, içinden sevinçler çıkan bir göçe. “İşte yol bu!” demiş, “Bu yol gergeflerini dokuyor.” Kasaba okulları, siyah önlükler ve tıraşlı başım. Her şeyi örten, her şeyi koyu bir renge boyayan yalnızlıkların annesi, annem. Şehir büyük bir arena, temizliğin, duruluğun şehri. İçinde emeklerinin karşılık bulduğu, sevinçlerinin horlanmadığı bir güneş, babam. Saliha küçük bir kız. Siyah saçları buklel...