Kayıtlar

Saynur Altay | 'Bu Gülleri Dün Gece' [Video-Klip]

Resim
Saynur Altay'ın "Bu Gülleri Dün Gece" adlı kısa şiiri, gecenin içinden gelen küçük ama dokunaklı bir ses gibi duruyor. Şiir-klip formunda sunulan bu metin, gül imgesinin etrafında kırılgan bir hatırlayışı, sessiz bir özlemi ve söze sığmayan ince bir duyguyu okura ve dinleyiciye taşıyor. Şiir ve yorum:   "Bu Gülleri Dün Gece" | Saynur Altay Müzik:   Olafur Arnalds | "Loka Augunum" (Dyad 1909) Bu Gülleri Dün Gece Gülü susuz! Ki ben gül değilim. Beni aşksız! Ki artık hiçbir şeyinim Bu gülleri dün gece; Sesin ruhumu bir ince, incitince... Ki kanı hemen çekilmez kişinin ölünce. Siz bu gülleri bir de kuruyunca görünüz. Saynur Altay

Yavuz Türk: "Bu romanı bana 'artık ölüleri gömecek toprağımız kalmadı' cümlesi yazdırdı”

Resim
"Artık ölüleri gömecek toprağımız kalmadı" cümlesi, Yavuz Türk'ün distopik romanı Yüce Lider'e Dair 'in kapısını açan karanlık eşiklerden biri. Bu cümleden büyüyen anlatı; kıtlığın, korkunun, baskının ve lider kültünün kuşattığı bir adada, insanın hayatta kalma çabasıyla direnme ihtimali arasındaki gerilim üzerinden ilerliyor. Şair kimliğiyle tanıdığımız, ancak bu kez romanın imkânlarıyla kurduğu yoğun ve konsantre bir atmosferin içinden konuşan Yavuz Türk,  Yüce Lider'e Dair 'de distopyanın tanıdık karanlığını bugünün dünyasına yaklaştırırken, masalsı bir anlatımın içinden bizlere, iktidar, itaat, şiddet ve umut üzerine düşünme alanı da açıyor. Yavuz Türk'le 'Yüce Lider'e Dair' üzerine bir konuşma Ayhan Şahin:   Romanın  Yüce Lider'e Dair , baskıcı-totaliter bir rejimin hüküm sürdüğü bir adanın distopik hikâyesi. Sürgünler, ölümler, işkenceler, kıtlık, iç savaş, toplu katliamlar... Bu romanı yazmaya ne zaman ve nasıl karar verdin? Tü...

Dilek Kadıoğlu | Özlemek [Video-Klip]

Resim
Dilek Kadıoğlu , Gece Defteri adlı yeni kitap çalışmasından "Neyi Özlediğini Bilmeden Özlemek" başlıklı yazısını bu kez kendi sesiyle okura ulaştırıyor. İç dünyada adı konulamayan bir eksiklik duygusuna, belirsiz bir özlemin insanı nereden yakaladığına ve hatırlamanın sessiz ağırlığına yaslanan bu bölüm, şiir-klip formunda daha yoğun bir duygu alanı açıyor. Kadıoğlu'nun sesinden dinlenen bu şiirsel metin, yazıyla ses arasındaki bağı öne çıkarırken, görüntü ve müzikle birlikte içedönük bir atmosfer kuruyor. Gece Defteri'nin duygu dünyasından gelen bu kısa okuma, özlemenin kimi zaman bir kişiden, bir yerden ya da geçmişten çok, insanın kendi içindeki eksik bir parçadan kaynaklandığını da hatırlatıyor. Metin ve yorum:  Dilek Kadıoğlu | "Özlemek" Müzik:   Nikita Kondrashev | Soft Piano

Ressamın Evi | Bünyamin Pehlivan

Resim
Bünyamin Pehlivan’ın anlatısında Bodrum, resmin, atölyenin ve gündelik hayatın iç içe geçtiği uzun bir yaşam serüveninin merkezi olarak karşımıza çıkıyor. Taş binalar, küçük odalar, balkonlar, bahçeler ve çalışma mekânları yıllar içinde bir ressamın hayat çizgisini taşıyan duraklara dönüşüyor. Pehlivan, Bodrum’a yerleştiği günden bugüne uzanan yolculuğunu evler ve atölyeler üzerinden aktarırken, bir ressam için üretim alanının nasıl vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu da gösteriyor. Kimi zaman yüksek tavanlı taş bir bina, kimi zaman küçük bir ev, kimi zaman denize yakın bahçeli bir mekân, onun üretme arzusuna ve yaşam biçimine eşlik ediyor. Bu yazıda ressamın evi, atölyenin ışığıyla birlikte açılıyor; fırçaların, tuvallerin, sergilerin ve gündelik hayatın aynı çatı altında çoğaldığı bir dünya kuruluyor. Bodrum’un değişen yüzüne tanıklık eden bu hikâye, aynı zamanda bir sanatçının mekânlarla kurduğu ilişkinin izlerini sürüyor. Bünyamin Pehlivan, evini anlatıyor! Ev deyince aklımıza, ail...

Yazarın Evi | Ümit Kardaş

Resim
Sanatın Evi 'nde bu kez Ümit Kardaş 'ın Fethiye Yeşilüzümlü'deki bahçeli evine konuk oluyoruz. Taş duvarları, kitaplarla çevrili çalışma odası, dağlara açılan pencereleri ve bahçenin sessiz canlılığıyla bu ev, Kardaş'ın yazıyla, doğayla ve iç dünyasıyla kurduğu ilişkinin izlerini taşıyor. Ümit Kardaş, evini anlatırken okuru çalışma masasından bahçeye, bahçeden yürüyüş yollarına, oradan da kitapların ve düşüncenin geniş alanına doğru götürüyor. Yazıda ev, insanın kendini dinlediği, doğayı duyumsadığı, belleğini ve hayal gücünü diri tuttuğu bir yaşam alanı olarak beliriyor. Bachelard'ın evin içselliğine dair düşünceleriyle açılan bu metin, Ümit Kardaş'ın kendi evinden dünyaya nasıl baktığını da gösteriyor. Şimdi sözü, rüzgârın, dağların, kitapların ve bahçenin eşlik ettiği bu evin sahibine bırakıyoruz. Evin içselliği ve hayal gücü Modern hayatta ailenin sığınağı haline gelmiş ev, neyi içermekte? Gaston Bachelard,  Mekânın Poetikası  isimli kitabında ev hakkı...