Kayıtlar

edebiyat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yadigâr Kalan

Resim
On yıla yaklaşmıştır tanışıklığımız. Instagram'da edebiyata dair yazdıklarımı paylaşıyordum o sıralar daha da sık. Gazetelerde yazıyor ama işin edebi kısmında kör oluyordu içim yalnızlığımla. Bir mesaj geldi bir akşam, en hüzünlü günlerimden birinde: "Yazılarınız, şiirleriniz çok güzel... Tanışabilir miyiz? Bir platform oluşturabilir miyiz sizinle?" Önce ciddiye almadım. Bu kadar kötü bir dünyada buradan duygu bulan insanlarla karşılaşmak, o aynılıkları yakalamak öyle zordu ki... Kelimelere dair sevgi beslemek öyle zordu ki... Hele ki Taksim'de, iş sonrası, tanımadığım ama yazan çizen olduğunu söyleyen insanlarla buluşmak belki de delilikti. Tabii bir hafta sonra Taksim'in göbeğinde buluştuk Yadi ve Ayhan'la. Kırmızı Kedi Yayınevi'nin arkasındaki bir kafede. Bol sigara, belki iki bira içip sadece kitap konuşmuştuk. O dönem şaşırmıştım böyle güzel insanların var olmasına. O kadar güzel ve naif insanlardı ki ikisi de... O gece uzun uzun konuştuk ve dost oldu...

Şiirin gizemli atmosferinden notlar

Resim
Şiir yazmak herkese nasip olmaz, herkesin "harcı" da değildir üstelik. Tanrısal yetilerle donatılmak mı, ya da zaman içinde içsel gelişimini tamamlamak mı gibi kadim sorular bir yana, burada varoluşumuzu anlamlandıran ve "kim" olduğumuzu tanımlayan en temel olgu, olsa olsa, yaşadığımız evrene, yeryüzüne ve insanlara nasıl baktığımızdır. Hayatı nasıl görüyoruz? Dünyayı, canlıları, nesneleri ve olayları nasıl yorumluyoruz? Belki de temel soru şudur: Herkes gibi, seslerin ve görüntülerin anaforuna kapılarak nereye gittiğimizi bilmeden sonsuza dek sürüklenip duracak mıyız, yoksa şöyle bir durup bütün bu olan biteni anlamaya çalışarak, kendi varlığımızdan başlayıp tüm varoluşsal süreçlere şaşkınlık ve hayranlıkla, büyülenerek mi bakacağız? Eğer ki kâinatı ve "şey"leri; zamanı ve mekânı, canlıları ve nesneleri, yaşamı ve ölümü, kederleri ve sevinçleri bir şiir gibi görmeyeceksek, evrendeki yerimizi de anlamak/anlamlandırmak biraz güçleşmeyecek mi? Ayşe Şafak Kan...

Şiirin felsefeyle imtihanı

Resim
  Ontolojik alanda, tinsel bir etkinlik olarak sanat yine tinsel bir varlık oluştururken, maddi bir etkinlik olarak teknik de maddi varlığı şekillendirir. Tam da bu noktada eleştiri dediğimiz uğraşın kendini varlık olarak nerede temellendireceği, neyi nasıl biçimlendirip etkileyeceği sorunu karşısında şiire felsefeyle bakabilmek, bugün artık hep olduğundan çok daha dikkate değer bir yol olarak kendini ortaya koymaktadır. Sanatsal çabanın doğasına uygun kapsayıcı, bütüncül bir kuramdan bağımsız olarak, şiire ilişkin etkin bir eleştirinin ortaya konması mümkün değildir. Kurama dayanmayan şiirin, böyle bir yapının ayakta durma, var olma ihtimali yoktur. Böyle bir kuramın varlığından söz edebilmek de ancak o uğraşın oluşturduğu bilginin türüyle, ne içerdiği, nasıl ortaya konulduğuna dair kullanılan fiziksel araçların çeşitliliği ve olanakları üzerine çözümlemelerle mümkündür. Platon'un sanatsal etkinliğin doğasını çözümlemeyi sorun edindiğini varsayarak, bu temelde bir sanat kuramı olu...

Eleştirmen Emine Uçar İlbuğa ile bir konuşma: Özgür bir sinema için...

Resim
Yazarımız Alparslan Bozkurt, Birgün gazetesinde haftalık yazılar yazan, akademisyen ve sinema eleştirmeni Emine Uçar İlbuğa ile Edebiyat Postası için kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Sitemizde bir bölümü yayınlanan söyleşinin tamamını buradan okuyabilirsiniz.   Alparslan Bozkurt: Birgün Pazar 'daki 7 Ocak tarihli yazınızı, geçtiğimiz günlerde Nuri Bilge Ceylan ile Zeki Demirkubuz arasındaki sosyal medya üzerinden yürüttükleri atışmayı, kullanılan dili ve yüzeyselliği hedef alarak şöyle bitirmiştiniz: "Sonsöz yerine şu soruyu sormak istiyorum: Bugünün genç sinemacılarını ve ulusal ve uluslararası ödüllü yönetmenlerini günümüz Türkiye'sinin toplumsal, siyasal, ekonomik gerçekliğinden uzak tutan şey nedir?" Bir akademisyen ve sinema eleştirmeni olarak, Emine Uçar İlbuğa'nın bu can sıkıcı soruya vereceği cevabı merak etmekteyiz. Ne dersiniz? Emine Uçar İlbuğa: Bu soruyu sadece korku, ekonomik kaygılar vs. ile açıklamak, şu an içinde yaşadığımız koşullarda tek...