Kayıtlar

saadet gadiri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kadınları gururlandıran bir yazar, çarpıcı bir oyun

Resim
Havalar serin bu aralar, mevzular da derin haliyle. Yaralı bir kitle olarak Türkiye'de yaşamaya çalışırken, hastalıklar, salgınlar, hatta bunlardan daha ciddi mevzular olan kaprislerle baş etmek zorundayız. Türlü egolara müstesna bir nezaketle ehemmiyet ederken, düşük moralimizi de yerle bir eden zalim insanları duymazdan gelmeye çalışıyoruz. Acaba Avrupa'da bunu yenecek bir tedavi yöntemi geliştirildi mi? Malum, "ülkemize her şey geç gelir". Kırıkkale'ye ise daha geç geleceği konusunda eminim. Hal böyle olunca çeşitli aktivitelerle ruhumuzu doyurmak istediğimizden, Suat Derviş'in romanından aynı adla uyarlanan 'Fosforlu Cevriye' müzikaline gitmeyi planlıyorum arkadaşımla. Murat arıyor ve müzikal için WhatsApp'tan gönderdiği fotoğraftan boş koltuklardan ikisini seçmemi istiyor. 'Kadın kısmısı' olarak 'ne kadar da ince bir hareket' diye düşünmem gerekirken, balkondaki ön koltukları seçtiğimi söylüyorum, fakat sahnenin konumunu ve...

Otobüslerde omuzsuz! | Deneme

Resim
Otobüslerde, tek başına yapılan uzun yolculukların çok sıkıcı olduğunu düşünüyorum. Tek başınasın, kitap okuyamıyorsun, çünkü okusan miden sorun olmaya başlayacak! Kulaklığını takıp Wagner dinleyerek uyumaya çalışıyorsun, fakat bu da başarısız! Ya tam uykuya dalacakken boynun bükülüyor, uyanıyorsun, ya da başını yasladığın otobüsün penceresi o kadar titriyor ki migrenin de seni titretiyor. İlaç kullanarak yolculuk boyunca uyumak ise, yalnız yolculuklar için güvenilir bir yol gibi görünmüyor bana. Evet, topluma karşı güven problemi yaşıyorum. Kadına yönelik şiddetler, cinayetler ve hâlâ sokaklarda sapıkların dolaştığı haberlerini her okuyuşumda yaşımdan büyük güvensizlik taşıyorum içimde! Bu sebepten olacak ki uzun yolculuklarda yaslanabilecek bir omuz şart(!) diyenlerdenim. İster uyursun, ister sohbet edersin. Temeline inerek bir çözüm arayalım: Uçak biletlerinin fiyatlarını düşürsünler. Bilet fiyatı, neredeyse bir ev kirası kadar! Düşürün kardeşim şu bilet fiyatlarını, otobüsünden...

Aynalar ve biz | Deneme

Resim
Aynada kendinize bakmadan geçirdiğiniz bir gününüzü hatırlıyor musunuz? Aklınıza gelmedi değil mi? Rutinleşmiş davranışlarımız içerisinde, bu tür hareketleri yapmadığımız zamanları hatırlamıyoruz, hatırlamakta güçlü çekiyoruz. Bir şeylere alıştıktan sonra nasıl o eylemleri gerçekleştirmediğimizde yokluğunu hissediyor ve sürekli bunu hatırlıyorsak, bizim için rutin olan ve ondan bir gün ayrılmamız gerekmeyeceği düşüncesiyle yaptığımız bu eylemleri gerçekleştirmediğimizi de hatırlamıyoruz. Bir gün göremeyebiliriz düşüncesinin farkında olmadığımız için ya da bilincinde olmadığımız için olabilir. O halde, kendimizi izlediğimiz ya da bir randevu için hazırladığımız bu aynaları neden sadece ‘geçici davranışlarımız’ için kullanıyoruz. Evet, arada sırada aynaların karşısında kendini sorgulamaktan bahsediyorum. Kendimizi aynaların karşısında nasıl sorgularız? Mesela, “Bugün bitirdiğin o kitabı okuması için en az üç kişi bulmalısın,” diyor muyuz? Topluma faydalı bireyler olmaya çalışırken bizi...

Barbarlığınızın nedeni biz kadınlar değiliz! | Deneme

Resim
Sizi gerçekten seven ve saygı gösteren, düşüncelerinizi önemseyen birey, size “sen benimsin”, “geç oldu, dışarıda ne işin var, oraya gitme”, “açık giyinme”, “yüksek sesle gülme”, “o ruju sürme, dikkat çekiyor” gibi cümleler kurmaz. Bunlar kıskanç bireylerin sahip olduğu düşünceler değil, bağnaz bireylerin sahip olduğu düşüncelerdir. Sizin için endişelenen ve güvende olduğunuzdan emin olmak isteyen bireyler, sizi kısıtlamaz, aksine destek olur. Böylece “geç saatte sokakta ne işin var” gibi bağnaz bir cümleye de gerek kalmaz. Örneklerle gösterdiğim bu cümlelerin sahibi sadece ‘özgüvensiz’ bireylerdir. Bu özgüven eksikliği maalesef ‘mahalle baskısı ve az okumanın’ sebep olduğu bir haldir. Öncelikli olarak çocuklar ve kadınlar hiçbir cinayetin sebebi değildir, “Öfkemi kontrol edemedim,”  gibi cümleler ve mahkeme heyetinin karşısına iyi izlenim bırakmak için yapay bir görüntü ile çıkmak iyi hal indirimine sebep olamaz. Olmamalı. Takım elbiselerin altında da katiller ve sapıklar va...

Rap pa [Öykü]

Resim
Kadın, uyuşukça kendi toparlanışını izliyor. Beyaz gömleğini kaldırıyor gözleri ile aynı hizaya, katlıyor. Ütü sorunu olmayan bir hayatın düzenli dağınıklığına gülümseyerek katılıyor. Alışıyor, alıştıkça mutluluğu büyüyor. Annesi görse, sorumsuz bir hayat bu, derdi, oysa kendini dinlemek istiyor sadece. Uzun süreli bir dinlenme olmalıydı bu. Tek başına yapmak istediği ama yapamadığı her şeyi yapabilmenin tam zamanıydı. Eskiciden aldığı tahta bavulunun içine koyuyor gömleğini. Süslerin ve pahalı olan her şeyin yerini muhakkak bir gün sade ve antika olanlar alacaktı. Tahta bavulun en üstüne de kurşunkalemini koyuyor ve kapağını kapatıyor. Bir iç çekiş ile. Kapatmak... Bir kitabı, defteri, dizüstü bilgisayarı, toplumun getirdiklerini... Annesinin ısrarla "yap" dediklerini ama yapmak istemediği her şeyi. Üzen, bıktıran ve yıpratan her şeyi kapatmak... Kadın annesini seviyordu, kendi hatalarını da seviyordu. Ama bazı zoraki olan şeyleri içinden sevmek gelmiyordu. Kadın'ı...