Kayıtlar

ayhan şahin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şairin 12’si: Sunay Akın

Resim
Sunay Akın, şiirimizde çocukluğun, belleğin, düş gücünün ve toplumsal duyarlılığın iç içe geçtiği özel bir çizginin temsilcilerinden biri. Onun şiirlerinde savaş karşıtlığı, haksızlığa itiraz, geçmişe duyulan özlem ve kaybolan değerleri sahiplenme duygusu; oyuncaklar, vapurlar, martılar, yazlık sinemalar, Kız Kulesi ve çocukluk imgeleriyle birlikte kendine özgü bir şiir evreni kurar. Akın'ın şiir anlayışında sloganın değil, imgenin gücü belirleyicidir. Sosyal sorumlulukla şiir estetiğini birbirinden ayırmayan şair, sanat ile toplum arasındaki ilişkiyi bir kuşun iki kanadı gibi görür. Az sözcükle çok şey anlatmayı önemseyen bu şiir dili, kimi zaman bir çocuğun bakışından, kimi zaman bir düş gemisinin kaptanından, kimi zaman da tarihin ve hayatın kıyısında biriken küçük ayrıntılardan seslenir. Şiir serüvenine, Cemal Süreya'nın dikkat çektiği genç şairlerden biri olarak başlayan Sunay Akın, yıllar içinde şiiri yalnızca yazıyla sınırlı tutmayan; müzelerle, anlatılarla, sahneyle...

Ahmet Muhip Dıranas | Serenad [Şiir-Klip]

Resim
Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Ahmet Muhip Dıranas'ın "Serenad" şiiri... Şiir: Ahmet Muhip Dıranas | "Serenad" Yorum: Ayhan Şahin

Narın Gölgesi

Resim
Yüzü, günlerdir gözümün önünden gitmiyor. Beklenmedik bir biçimde bu dünyadan çekip gittiğini bilmeme karşın, kaç gündür ona bir şey söylemem ya da ne olduğunu bilmediğim bir konuda konuşmamız gerektiği duygusuyla doluyum. Beynimi kaplayan şey, yarım kalmış veya hiç başlanmamış bir proje mi, danışılacak bir konu mu, yoksa etraflıca görüşeceğimiz bir olay mı, tam hatırlayamıyorum. "Neyse, Yadi'ye telefon açar, sorarım," diyorum kendi kendime. Zihnim allak bullak. Yaklaşık on yıldır aynı sokakta oturuyoruz. Bir uçtan bir uca uzayıp giden, dar bir sokak. Onun evi, sol tarafa doğru sıralanmış binalar arasında, hemen elli metre ilerideki bina. Üçüncü kattaki dairesini yan yana, bitişik nizam kocaman binalar kapatmış olsa da, yine de mutfak camından o binanın girişini görebiliyorum. Birdenbire, "Üstat, naber?" deyişi geliyor aklıma, "Hiç aramıyorsun!" diyerek sitem edişi… Doğrudur; pek arayıp sormazdım, ama bilirdim ki o, oradadır, elli metre uzağımda. İsted...

Devrim arkadaşlığı: Atatürk ve Beş Paşalar'ın yol ayrımı

Resim
Yazar Tamer Kaplan, 'Paşalar Atatürk'ü Neden Terk Etti?' kitabında, Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen figürleri arasındaki gerilimleri ve az bilinen Beş Paşalar olayını çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Tamer Kaplan'ın kaleme aldığı  Paşalar Atatürk'ü Neden Terk Etti? , Kurtuluş Savaşı döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan kritik olayları yeniden gözler önüne seriyor. Kaplan, tarihin tozlu sayfalarında gizlenen, ancak dönemin kaderini belirleyen detaylara odaklanarak okuru gerilim dolu bir siyasi hesaplaşmaya tanık ediyor. Kitapta, özellikle beş paşalar olayı ve Çerkez Ethem gibi tarihimizin dönüm noktalarına ilişkin pek dile getirilmeyen gerçekleri merceğe alan yazar, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki milli mücadelenin çeşitli safhalarında yaşanan fikir ayrılıklarını ve bu ayrılıkların nasıl "kopuşlara" yol açtığını anlatırken, okuru bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Gerilim dolu anlar ve sıradışı figürler Ocak 2025'te Başka Yerler...

Şairin 12'si: Abdülkadir Budak

Resim
Artık tüm şiirseverler biliyor ki şair Abdülkadir Budak, şiirimizin en güçlü "ses"lerinden birisi. Sadece kendine özgü imge ve sözcükleriyle değil, zekice kurgulanmış dizeleriyle ve geleneksel motifleri modern çizgiye taşımaktaki ustalığıyla da şiirimizin en önemli temsilcileri arasında. Geçmiş yıllarda arkadaşlarıyla birlikte Ozanca ve Hâkimiyet Sanat dergilerini çıkaran şair, en son 2000 yılında 12 sayı yayımlanan Şiir Odası 'nı yayıma hazırlamıştı. 2007'den bu yana da aylık şiir dergisi Sincan İstasyonu 'nu yayımlayan şairin bu köşede paylaştığı 12 sözcük, onun şiiri algılama biçimine ve imge dünyasına ışık tutmayı amaçlıyor. Bu sözcüklerle Abdülkadir Budak, okuyucuları hem bireysel bir yolculuğa, hem de toplumsal bir sorgulamaya davet ediyor.   1- Gül? Benim kimliğimdir, kıskanma Leylâ! 2- Dal? Sadece ağacın değil ormanın kaybı. 3- Orman? Yalnız ağaçların ortak adı mı? 4- Bahçe? Farklı renklerdeki kardeş çiçekler. 5- Kuş? Göğe uçarken bakmak. 6- Kar? E...

Şairin 12'si: Cevat Turan

Resim
Çoklu Yalnızlıklar adlı son kitabında şiir çizgisini biçemsel düzlemde koruyan ve tematik açıdan bir ölçüde önceki kitaplarını bütünleyen şair Cevat Turan'ın b u köşede paylaştığı 12 sözcük, onun şiiri algılama biçimine ve imge dünyasına ışık tutmayı amaçlıyor. Bu sözcüklerle Turan, okuyucuları hem bireysel bir yolculuğa, hem de toplumsal bir sorgulamaya davet ediyor.   1- Yoksun/luk? Hasret. 2- Yalnız/lık? Huzur, üşüme, kendini bulma, kalabalıkta kaybolma. 3- Var olmak? Nefes. 4- Duvar? Slogan. 5- Kan? Sıcaklık. 6- Tuz? Emek. 7- Kum? Dağılmak. 8- Unutuş? Unutamamak. 9- Toprak? Örtü, vefa, bereket, doğurganlık. 10- Arayış / Kayboluş? Döngü. 11- Yorgun/luk? Biriktirme. 12- Yarım? Nostalji. 'ŞAİRİN 12'Sİ KİTABI HAKKINDA Ayhan Şahin'in Şairin 12'si kitabı , Türk şiirinin üç kuşağından seçkin şairlerin dünyasına odaklanan yenilikçi bir eser. Üç bölümden oluşan kitapta, Şairin Evreni şairlerin şiir anlayışını ele alan söyleşiler...

Av ile avcı arasında: Yavuz Türk'ten yeni şiir kitabı

Resim
Yavuz Türk yeni şiir kitabı  Avı Durdurmak 'ta, insan doğasının karanlık köşelerini Kâbil ve Habil üzerinden sorguluyor... Yavuz Türk'ün üçüncü şiir kitabı  Avı Durdurmak , geçtiğimiz günlerde Epona Yayınları'ndan çıktı. Önceki iki şiir kitabı  Kumaş  ve  Sonra, Doğdum 'un ardından yayımladığı  Avı Durdurmak 'ta Yavuz Türk, destansı bir hikâyenin çevresinde örüyor şiirlerini. Kutsal kitaplarda yer alan Kâbil ve Habil olayı ile "av-avcı" metaforu arasında koşutluk kuran şairin yeni kitabı, önceki kitaplarında olduğu gibi parçalı şiirlerden değil, tek ve uzun bir şiirden oluşuyor. KÖTÜLÜK, KISKANÇLIK VE YIKICILIK "Nehir şiir" olarak nitelenebilecek  Avı Durdurmak ; Prolog, Gövde, Epilog ve Nihayet şeklinde adlandırılan üç bölüm ve bir final şiiri üzerine kurgulanmış; Av Öncesi, Avı Durdurmak, Av Sonrası ve Nihayet biçiminde sıralanan alt başlıklar ise kitap boyunca bize "av" ve "avlanma"nın doğası üzerine etraflıca düşünmemize o...

Göğün boşluğundan acının sığınağına...

Resim
İnsan ruhunun sürekli sakatlandığı ve baskılandığı bir çağda bireyin varlık nedeni de her geçen gün anlamını yitiriyor. Duygu ve düşüncelerin nesnelerle iç içe geçtiği, durmaksızın yer değiştirdiği bu hız çağında varlığımıza yaklaşabilmek, "kaybolmadan" yeni anlamlar yükleyebilmek hemen hemen imkânsız gibi. Eğer ki kendinizi yapayalnız, çaresiz hissediyorsanız, sonsuz bir mutsuzluk halesiyle çevriliyseniz, mutlak bir ıstırap sarmalına mahkûm halde salınıp duruyor ve bir türlü çıkış yolunu bulamıyorsanız, Sevgi Uçar'ın Ateşten Şâyeste kitabında, kelimelerle kurduğu şiir evreninde biraz olsun nefeslenebilirsiniz. Önce parça parça var olacağınız sokak gürültüleri arasında "Sessiz, masmavi bir gök" karşılayacak sizi bu evrende. Şehrin kapılarından geçecek, uğultulu ölüleri göreceksiniz, varlığınız uykularınızda çınlarken ve kâinat uykuya dalmışken bunca kargaşanın içinden sevgiliye sesleneceksiniz yine de: [...] "Geç şehrin kapılarından, mevsimler utansın Daha ...

Turgut Uyar | 'Acıyor' [Şiir-Klip]

Resim
Ayhan Şahin , Turgut Uyar'ın sevilen şiiri "Acıyor"u seslendirdi. ACIYOR Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun Sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlar da orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup da öteden beri yansımayan Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürünün bir kadından aldığı verem Bütün işhanlarının tarihçesi sevgim acıyor Yazık sevgime diyor birisi Güzel gözlü bir çocuğun bile O kadar korunmuş bir yazı yoktu Ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor Gemiler gene gelip gidiyor Dağlar kararıp aydınlanacaklar Ve o kadar Tavrım birçok şeyi bulup coşmaktır Sonbahar geldi hüzün İlkbahar geldi kara hüzün Ey en akıllı kişisi dünyanın Bazen yaz ortasında gündüzün sevgim acıyor Kimi sevsem Kim beni sevse Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu...

Sınırda | Deneme

Resim
Tel örgüler ardındaki arazide gün devriliyor. Suskunluğa gömülmüş kıraç tepelerde karanlık, tülden bozma bir yalnızlık gibi usul usul iniyor. Ve Erbil’de akşam oluyor. Sınırdayız. Dağların ve gökyüzüne yükselen dumanların üzerinden geçiyor helikopterler. Skorsky’ler, F-16’lar, AVACS’lar. Tanklar, uçaklar, zırhlılar... ve tel örgüler ardındaki kamyonlar. Yığınaklar ve karakollar. Üniformalı adamlar ve poşulu saldırganlar. Silahlar, telsizler, gece görüş dürbünleri. Sınırdayız. Bölünmekle birleşmek arasında kaldık, öldürmekle yaşatmak arasında; sevmekle sevmemek, gitmekle kalmak, savaşla barış arasında. Sınırda. Gün, hüzünlü bir şarkının her yeri ve her şeyi kaplayışı gibi ağır ağır devriliyor Resulayn’da. Habur’da tedirgin bir bekleyiş içinde kamyonlar. Süleymaniye’de akşam oluyor. Ve Hakkari’ye hüzün çöküyor. Çocuklar kilometrelerce yol yürüyüp ‘oyun oynar’ gibi mayınlar arasından geçiyor ve okula gidiyor. Sınırdayız ve sınırları ihlal etmekten ç...