Kayıtlar

şair etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zarif bir söyleyişin inşası

Resim
  Pandemi sonrası şiirin saatinin tıkır tıkır işlemediği bir dünyadayız. Birileri çıkıp son otuz yıldır böyleydi derse, ona itiraz edilebilir. Şimdiki "üzerine ölü toprağı atılmış" ortama kıyasla 2000'ler ya da 2010'lar şiiri tartışmalarını doğuran fiziksel ya da dijital agora çok uzak bir hatıra sayılmaz. Her dönem kendinden öncekini aratır. Ancak şimdi çok daha iyi biliyoruz ki "ölü toprağı altında" kısa kesik, aritmik kıpırtılarla şiir de şair de özgün ses arayışını yeni bir mecraya akıtmak zorunda. Bir diğer deyişle şiir, kendi iddiasının sınırları ışığında insanın seyrini resmedecek ya da ona yön gösterecek. Dilimizin ucuna kadar gelen bir üçüncü seçenek daha var ki, onu zikretmemeyi tercih ediyoruz. Çünkü, her şartta ve her dar koridorda şiire inanıyoruz. Bittabi bu inancımız sebepsiz değil. Arada sırada bir yerlerden bir ses gelir, şiirin ve şairin bu zorlu yolculuğunun hâlâ var olabildiğine bizi ikna eden. Aslına bakarsanız Ekim 2020'de Türkçedek...

Kent ve Sakinleri: Ersun Çıplak

Resim
ŞAİR ERSUN ÇIPLAK, KENT ALGISINI YAZDI Hemen hiçbir yere kendimi ait hissetmedim; İstanbul’dan hemen her zaman korktum. Yaşadığım süredeyse sunduğu olanakları hızlı tüketmek zorunda olmaktan ya da ne bileyim bir sergiyi hazmedemeden başkasına gitmek zorunda kalmaktan neredeyse kusacak duruma geldim. Bir başkası beş günden sonra sıktı. Birçok şehri düşündüm, ne yazık ki kaderim gereği doğduğum kentten daha uygununu bulamadım kendime. Düşündüm; çünkü kısa süreler haricinde başka bir şehirde yaşamadım. Yalnızca dokuz buçuk ay Değirmendere-Gölcük-İzmit; bir ay Samsun; yirmi gün İstanbul. Kaldığım sürede oralara ait hissedemediğim için Adana dışında başka bir şehirde yaşamadım sayılır. Evden kolay kolay çıkmam. Mecburen okul ve üniversite... Fırsat buldukça, sahibini sevdiğim (İsmail Karahan) bir kitapçıya giderim (Karahan Kitabevi). Sinemaları, gitme ihtimalim olduğu halde filmlere bakıp burun kıvırdığım için seviyorum. Hava müsait olunca -ki Adana’da hava genellikle müsait- g...

Şair Olunmaz, Şair Doğulur

Resim
Şişkonun Köşesi Ali Nejat Y. Eğer bazı arkadaşlar (?) eleştiri adı altında bana olan kıskançlıklarını kusmaya ara verirlerse ben de bu köşede özgün tartışmalar açabileceğim sanıyorum. Neymiş efendim, bu ülkede yazılarında karılarından [Bercâ bu sözcüğe fitil oluyor (nedendir, anlayamıyorum, kendi halinde bir sözcük oysa.)] bahseden yeterince manyak varmış, şimdilerde bu modaymış da ben de onu yapıyormuşum, yok Serdar Turgut’u taklit ediyormuşum, mış da mış mış. Yok, aslında sizin karılarınızdan ya da sevgililerinizden de bahsederim de can güvenliğim yok memlekette. Neyse, aslında benim bu sayıda yazmak istediğim konu; kadim bir tartışmayı da beraberinde getiren ‘Şair doğulur mu, olunur mu?’ ifadesi. Elbette çok şey söylendi, yazıldı çizildi bu konuda; ama olsun ben de kendi düşüncelerimi söylemek istiyorum. Ne de olsa artık benim de bir köşem var ve burda istediğimi yazabilirim, değil mi ama? Enteresandır, ‘şair doğulur’ tezini savunanlar arasında marksist-materyalist old...