Kayıtlar

ses etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sesleri özlemek [Öykü]

Resim
  Fotoğrafçı bir arkadaşım var; nereye gitse ya kamerası, ya telefonuyla fotoğraf çekiyor. Bu, yanında olup da fotoğraf çekmeyenleri çoğu zaman kızdırabilir ama beni değil. Geçen gün iki fotoğraf tutkunu buluştuk ve birer kahve eşliğinde sohbet ettik. Ortak tutku fotoğraf olunca konu ister istemez oraya geldi. Gördüklerinden çok, işittiklerinden etkileniyordu. Sözgelimi "çağrı merkezi" aramalarında arayanın ses tonu sinirini bozup tahammül seviyesini birden düşürebiliyor ve sesini kullanamıyor diye arayanı pişman edebiliyordu. Ya da tam tersi, sırf arayanın ses tonu ve konuşma şekli güzel diye abone olduğu dergiler ya da aldığı biletler oluyordu. Mesela dün Blu TV'ye üyelik için callcenter'ı aramış. Telesekreterle bir muhabbet olmuş haliyle: "Görüşmeniz sonlandıktan sonra hizmetimizi değerlendirmek istiyorsanız 1'e, yoksa 2'ye basın," gibi bir taleple karşılaşmış. Kibar ve sorumlu bir insan olduğu için 1'e basmış ve Aygün Hanım'la konuşmuş. G...

Gecenin karanlığı

Resim
Yalnızlığı severim, sessizliği de. Ve bu ikisini birleştiren geceyi de severim. Gecenin sessizliğini dinlemeyi de. İçimdeki seslerin sessizlikteki haykırışlarını dinlerim geceleri! Arapsaçına dönen iç dünyamı incitmeden taramaya çalışırım. İçimdeki kalabalıkları layık oldukları yerlere oturtmaya çalışırım... Ve ben geceyi severim; gecenin seslerini dinlemeyi de. Ayı ve yıldızları seyrederim dakikalarca. Bana uzaklıklarını ve bu uzaklıktaki yakınlığı düşünürüm. Sonra da bana yakın ama benden yıldızlar kadar uzakta olanları... En çok da dolunayı severim. Kemale ermiş bir aşk gibidir dolunay! Ve hilali severim, sonunda kâmil olacak bir aşka atılan ilk adım olduğu için... Gözlerim yıldızlara takılır, hepsi göz kırpar sanki bana! En parlak, en göz alıcı olanlar gülümser, ''Bize bak, bizle konuş!'' diye... Ama nedense benim gözlerim hep en soluk olanları arar. Bir kenarda utangaç, mahzun, sessiz duranları... Onlarla konuşmak, onlarla dertleşmek isterim. Sanki beni ...

Sesiniz, biliyorum!

Resim
Efendim; Kaç gündür gözlerinize bakmadım; kaç gündür yüzünüzü görmedim. Hep sizi bekledim; yolunuzu gözledim. Efendim; Allah biliyor ya, sesinizdi özlemimi avutan; hani bir de sesinizi duymasam, şimdiye çoktan ölürdüm. Çünkü sesinizdi; sesimden uzak kaldıkça beni ıssız bir ormana atan. Sesinizdi; duymasam, beni tuhaf ama tatlı bir sokakta yapayalnız, bir başına bırakan. Sesinizdi efendim ve galiba gölgeliydi; biraz olsun, sizi yitirme korkusundan beni alıkoyan. Ama sesinizdi işte ve sizindi; her geçen gün size daha fazla bağlanmama sebep olan. Sesinizdi; belki bana, ‘bunun benim son şansım’ olduğunu anımsatan. Ama sesinizdi. Ve çok sessizdi. Sanki zamanın çekilişi, kanımın ıpılık akıverişi... Efendim; Benim için siz demek; sizi seviyorum demek. Benim için siz demek; adınızı ezberlemek. Benim için siz demek; sesinizi sevmek, sesinizle sevişmek... Kaç gündür gözlerinize hasretim efendim; kaç gündür yüzüne, saçınıza. Allahtan, sesinizi esirge...