Kayıtlar

ölüm etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

'O an'ı yaşamak

Resim
Sizler ömrünüzün baharında, çiçekler içerisinde mutlu bir günü yaşarken, birçokları saplandıkları çamurlu yollardan kurtulmanın mücadelesini yapmakta ve çaresizce bir kurtuluş ümidi beklemekteler. Ne kadar da sabırsızsınız; gelmek üzere olan sevdiğinizi beklerken, geleceğini bildiğiniz halde ve yanınızda olması gereken saate henüz uzunca bir süre varken. "Nerede kaldı?" diye soramazsınız o an. Birkaç dakika geç kalınca düşünmeye başlarsınız; hep yollarda olur gözünüz ve olanca kuvvetiyle atmakta olan yüreğiniz. Beklemekte olduğunuz yerden geleceği yolun başını keserken, gözleriniz bir kartalınki kadar keskin, burnunuz ise onun kokusunu dünyadaki bütün kokulardan ayırt edebilecek kadar hassastır. Sokağın başında görünür görünmez, kalbiniz minik bir serçeninki kadar büyük bir hızla atmaya başlar...

Sesiniz, biliyorum!

Resim
Efendim; Kaç gündür gözlerinize bakmadım; kaç gündür yüzünüzü görmedim. Hep sizi bekledim; yolunuzu gözledim. Efendim; Allah biliyor ya, sesinizdi özlemimi avutan; hani bir de sesinizi duymasam, şimdiye çoktan ölürdüm. Çünkü sesinizdi; sesimden uzak kaldıkça beni ıssız bir ormana atan. Sesinizdi; duymasam, beni tuhaf ama tatlı bir sokakta yapayalnız, bir başına bırakan. Sesinizdi efendim ve galiba gölgeliydi; biraz olsun, sizi yitirme korkusundan beni alıkoyan. Ama sesinizdi işte ve sizindi; her geçen gün size daha fazla bağlanmama sebep olan. Sesinizdi; belki bana, ‘bunun benim son şansım’ olduğunu anımsatan. Ama sesinizdi. Ve çok sessizdi. Sanki zamanın çekilişi, kanımın ıpılık akıverişi... Efendim; Benim için siz demek; sizi seviyorum demek. Benim için siz demek; adınızı ezberlemek. Benim için siz demek; sesinizi sevmek, sesinizle sevişmek... Kaç gündür gözlerinize hasretim efendim; kaç gündür yüzüne, saçınıza. Allahtan, sesinizi esirge...

Alan

Resim
"Karanlıkta su sesi, insanın içindeki ölüm mayasının sesini konuşur." Ahmet Hamdi Tanpınar /  Huzur "Nedir zaman? Bir kaza! Nedir hayat? Bir zaman! Nedir kaza? Bir hayat, yeni bir hayat!" Orhan Pamuk /  Yeni Hayat Tramvayın kapıları açılırken çıkan ses, ilk kez ıslık çalmayı denediğinde çıkardığı rüzgâr uğultusu benzeri, kulak tırmalayıcı sesi hatırlattı Alaz'a. Çocukluğunun belli belirsiz hatıralarını kurcalayarak, tramvayla ev arasındaki mesafede vakit öldürmeye çabalıyordu. Artık kaldırım taşlarını saymayı bıraktığını da o an fark etti. Bir an tüm bu düşüncelerden sıyrılır gibi oldu ve göğüs kafesini çılgınca dolduran karanlıkla kalakaldı sokak ortasında. "Henüz değil!" dedi içinden, "Eve kadar sabret." Kafatasının içinde uçuşan herhangi bir düşünceyi aceleyle yakaladı tekrar. Ne olduğu önemsizdi, yeter ki çevresinde ve içinde bir yerlerde, damarlarında her an bir kaza yapacak gibi akan gerçeklikten koruyabilsin...