Sesiniz, biliyorum!
Efendim; Kaç gündür gözlerinize bakmadım; kaç gündür yüzünüzü görmedim. Hep sizi bekledim; yolunuzu gözledim. Efendim; Allah biliyor ya, sesinizdi özlemimi avutan; hani bir de sesinizi duymasam, şimdiye çoktan ölürdüm. Çünkü sesinizdi; sesimden uzak kaldıkça beni ıssız bir ormana atan. Sesinizdi; duymasam, beni tuhaf ama tatlı bir sokakta yapayalnız, bir başına bırakan. Sesinizdi efendim ve galiba gölgeliydi; biraz olsun, sizi yitirme korkusundan beni alıkoyan. Ama sesinizdi işte ve sizindi; her geçen gün size daha fazla bağlanmama sebep olan. Sesinizdi; belki bana, ‘bunun benim son şansım’ olduğunu anımsatan. Ama sesinizdi. Ve çok sessizdi. Sanki zamanın çekilişi, kanımın ıpılık akıverişi... Efendim; Benim için siz demek; sizi seviyorum demek. Benim için siz demek; adınızı ezberlemek. Benim için siz demek; sesinizi sevmek, sesinizle sevişmek... Kaç gündür gözlerinize hasretim efendim; kaç gündür yüzüne, saçınıza. Allahtan, sesinizi esirge...