Kayıtlar

hüzün etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Didem'i anmak!

Resim
Pencerenin buğusunu sildim. Ayazı varsa, güneşi de vardı sokakların, aydınlıkları vardı. Önce zihnimden, sonra gözlerimden kaldırdım bütün buğuları. Akşam inmek üzereydi. Annesine kavuşuyordu güneş; ışıl ışıl gülümsüyordu ağaçlar sırf bu yüzden. Ve zil çalıyordu dağların etekleri. Hüzün geceye karışıyordu, umut yarına göz kırparken ufuktaki kızıllık ılık yarınları müjdeliyordu usulca. Usulca karıştım ben de umuda. Hem kederin nesi vardı, uzun uzun 'ah' sesinden başka. Yeşiller doldurdum ceplerime, rüzgârda gözüme kaçan tozları da pembeye boyadım uzarken gece. Paletimde kuş sesleri, ceplerimde al bir tayın yelesi, doludizgin püskürttüm neşemi ağarırken tanyeri. Göğün düşsel tavanına avuçlarımla kondurdum ebemkuşaklarını bulutların arasına. Sözlüklerden yontup en güzel sözcükleri bağladım ağaçların dallarına Hıdrellez niyetleri gibi. İki harfine dokunmadım yalnızca: Ah! Saynur Altay

Hüzün Hanım | Öykü

Resim
Yaşlarım akmaya, kirpiklerimse geleni karşılamaya hazır. Beni neden terk ettiklerini kendi uzuvlarıma soruyorum. Ama onlar, terk edilmeye alışmış bir bedenin parçaları olduğundan umursamıyorlar. Ellerim, uzayıp giden vedalarda sallanmaktan yorgun; dizlerimse gidenin ardından gitmemem için kaskatı. Ben terk edildikçe kendini sivrilten, aynaya baktığında kendinden evvel ikinci soluğunu görebilen biriyim. Uzuvlarımla münakaşa halindeyken, odama radyodan yayılan ahulu bir ses doluyor. Bu sesin yankısı duvarlara yerleşirken, ben de gövdeme sinmiş terk edilişleri düşünüyorum. Hüzün, kırmızı rujlu, ince belli bir kadın bedenine bürünüyor ve bu sesle birlikte beni kucaklıyor. Sigaramı yere atıp topuğumla eziyorum. Üstümdeki kir ve dağınıklık aynada yüzüme çarpıyor; ama aldırmıyorum. Hiçbir zaman sorumluluklarıma aldırış eden biri olmadım. Hep hüzne sığınıp yatağın bir ucuna yığılır ve sonu gelmeyen uykulara dalarım. Bu uykularda ilk aşkımla öpüşür, ilk terk eden ben olurum. Şimdi yine yatağa u...