Didem'i anmak!
Pencerenin
buğusunu sildim. Ayazı varsa, güneşi de vardı sokakların, aydınlıkları vardı.
Önce
zihnimden, sonra gözlerimden kaldırdım bütün buğuları.
Akşam
inmek üzereydi. Annesine kavuşuyordu güneş; ışıl ışıl gülümsüyordu ağaçlar sırf
bu yüzden.
Ve
zil çalıyordu dağların etekleri.
Hüzün
geceye karışıyordu, umut yarına göz kırparken ufuktaki kızıllık ılık yarınları
müjdeliyordu usulca.
Usulca
karıştım ben de umuda.
Hem
kederin nesi vardı, uzun uzun 'ah' sesinden başka.
Yeşiller
doldurdum ceplerime, rüzgârda gözüme kaçan tozları da pembeye boyadım uzarken
gece.
Paletimde
kuş sesleri, ceplerimde al bir tayın yelesi, doludizgin püskürttüm neşemi
ağarırken tanyeri.
Göğün
düşsel tavanına avuçlarımla kondurdum ebemkuşaklarını bulutların arasına.
Sözlüklerden
yontup en güzel sözcükleri bağladım ağaçların dallarına Hıdrellez niyetleri
gibi.
İki harfine dokunmadım yalnızca:
Ah!
Saynur Altay


Yorumlar
Yorum Gönder