Hüzün Hanım | Öykü
Yaşlarım akmaya, kirpiklerimse geleni karşılamaya hazır. Beni neden terk
ettiklerini kendi uzuvlarıma soruyorum. Ama onlar, terk edilmeye alışmış bir
bedenin parçaları olduğundan umursamıyorlar. Ellerim, uzayıp giden vedalarda
sallanmaktan yorgun; dizlerimse gidenin ardından gitmemem için kaskatı.
Ben terk edildikçe kendini sivrilten, aynaya baktığında kendinden evvel
ikinci soluğunu görebilen biriyim.
Uzuvlarımla münakaşa halindeyken, odama radyodan yayılan ahulu bir ses
doluyor. Bu sesin yankısı duvarlara yerleşirken, ben de gövdeme sinmiş terk
edilişleri düşünüyorum. Hüzün, kırmızı rujlu, ince belli bir kadın bedenine
bürünüyor ve bu sesle birlikte beni kucaklıyor.
Sigaramı yere atıp topuğumla eziyorum. Üstümdeki kir ve dağınıklık
aynada yüzüme çarpıyor; ama aldırmıyorum. Hiçbir zaman sorumluluklarıma aldırış
eden biri olmadım. Hep hüzne sığınıp yatağın bir ucuna yığılır ve sonu gelmeyen
uykulara dalarım. Bu uykularda ilk aşkımla öpüşür, ilk terk eden ben olurum.
Şimdi yine yatağa uzanıyorum ve tavanın örümceklerine dil çıkarıyorum.
Hüzün Hanım’ın soğuk elleri, tavandan akan damlalar gibi. Terk edilişlerin
içinde kendimi arıyorum. Kendi kendimi terk eden olmamak için uyumalıyım. Yaşlar
dinip gözlerim kapanırken, o ellerin boynumu sıktığını hissediyorum. Daha demin
beni kucaklayan Hüzün Hanım, şimdi boğmaya çalışıyor. Elleri tanıdık.
Mücadele etmeyi istesem de içimdeki ikinci soluk buna müsaade etmiyor.
Onu, kendimden daha iyi tanıyorum. Yansımamda çehremi değil, soluğun cama
bıraktığı nemi görüyorum. Hüzün Hanım’ın sinsi gülüşü, hırlayan nefesime
değiyor. En büyük terk edişe kendimi hazırlıyorum.
Teslimiyet gösterdiğim anda derin uykumdan uyanıyorum. Gömleğim ecel
terleri dökmüşüm gibi ıpıslak. Belki yalnızca terledim, belki de ruhumu bedene
bağlayan bir ip çözüldü.
Hüzün Hanım beni öldürmeden çekip gitmiş olmalı. Hayatımın en haksız
terk edilişini yaşıyorum.
Kırık yatağımda, cenin pozisyonunda kıvrılıyorum. İlk defa uyumak istemiyorum.
Şevval Tuğçe Değirmenci


Yorumlar
Yorum Gönder