Kayıtlar

kent ve sakinleri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

"Hepimiz kafamızda gizli şehirler taşıyoruz!"

Resim
KENT VE SAKİNLERİ NIELS HAV'LA KOPENHAG ÜZERİNE SÖYLEŞİ / NATHALIE HANDAL Eğer tüm şehirler bir satranç oyununa benziyorsa, kuralları öğrendiğim gün, sonunda kendi imparatorluğuma sahip olacağım, her ne kadar içindeki şehirleri hiçbir zaman bilmesem de. Italo Calvino, Görünmez Şehirler Hissettiğiniz, gördüğünüz kadarıyla Kopenhag’ın havasını bize anlatabilir misiniz? Yağmurlu bir günde: Öfke ve hüsran, otobüste insanlar birbirini itekliyor. Güneşli bir günde: Neşe ve cömertlik, insanlar yaşadıkları ve göllerin kenarında yürüdükleri için mutlu. Ve kışları: Kopenhag’ın evli kadınları cehennemin etrafında pedal çevirir kışın dondurulmuş domuz kalpleri parçalarıyla bisikletlerinin sepetlerinde. Bu şehrin en yürek burkan hatırası nedir?  On altı yaşındayken Vesterbro’nun genelevlerini sık sık ziyaret ederdim. Genç bir fahişeye âşıktım. Moğolistanlıydı ve çok güzeldi. Oraya her gece giderdim. El ele tutuşup otururduk. Tamamen bir tılsımın etkisi altındaydım. Ta k...

Kentin yandan görünüşü!

Resim
KENT VE SAKİNLERİ Zenginler, zengin olduklarının farkına, sınırına, varoşların, yoksulların bulunduğu bir belde içinde  varabilirler ancak; her şey -kent bile- bir tasarı, projedir onlar için; bir yerde açlıktan geberen, bahşiş  isteyen, üç beş kuruşa tetikçilik yapmak isteyenin olmadığı yerde zenginlik neyle sınanabilir? Burada saklanmak mümkünsüz. Sağlıktan kozmetiğe, finans sektöründen notere dek her köşe 24 saat uykusuz. Bir istatistik raporunda yer tutan herhangi bir rakamdan farkınız yok, kalbinize eğildiğini düşündüğünüz başınızın en yakın komşusu asfalt. Yani zift, yani keder, yani aşağısı. Burada üretiliyor yeni dünya düzenine uygun ahenkle yürüyecek insan tipleri. Yemek programları, gün ortası, akşamüstü, gece yarısı... bütün televizyonlarda. Beslenme rejimi olmayı aşmış artık. Sağlık programları burada. Fakir fukara insanların yiyebilecekleri şeyler ağzından alınıyor, yiyemeyecekleri şeyler gözüne sokuluyor buralarda. Ne kadar feci değil mi? Bence de. Ken...

Kent ve Sakinleri: Ersun Çıplak

Resim
ŞAİR ERSUN ÇIPLAK, KENT ALGISINI YAZDI Hemen hiçbir yere kendimi ait hissetmedim; İstanbul’dan hemen her zaman korktum. Yaşadığım süredeyse sunduğu olanakları hızlı tüketmek zorunda olmaktan ya da ne bileyim bir sergiyi hazmedemeden başkasına gitmek zorunda kalmaktan neredeyse kusacak duruma geldim. Bir başkası beş günden sonra sıktı. Birçok şehri düşündüm, ne yazık ki kaderim gereği doğduğum kentten daha uygununu bulamadım kendime. Düşündüm; çünkü kısa süreler haricinde başka bir şehirde yaşamadım. Yalnızca dokuz buçuk ay Değirmendere-Gölcük-İzmit; bir ay Samsun; yirmi gün İstanbul. Kaldığım sürede oralara ait hissedemediğim için Adana dışında başka bir şehirde yaşamadım sayılır. Evden kolay kolay çıkmam. Mecburen okul ve üniversite... Fırsat buldukça, sahibini sevdiğim (İsmail Karahan) bir kitapçıya giderim (Karahan Kitabevi). Sinemaları, gitme ihtimalim olduğu halde filmlere bakıp burun kıvırdığım için seviyorum. Hava müsait olunca -ki Adana’da hava genellikle müsait- g...

Mert Fırat, İstanbul'u ve Avrupa'daki kentleri anlatıyor!

Resim
KENT VE SAKİNLERİ Öncelikle, İstanbul gibi bir mega-kentte bir süredir yaşayan ve yurtdışındaki mega-kentleri de gören birisi Mert Fırat… Yurtdışına ilk kez ne zaman çıktınız? Küçükken Şam seyahatimiz var ama o sayılmaz. Benim baba tarafım Antakyalı; Şam’da, Halep’te kökleri var. Bir taraf da Kayserili, Çerkez kökenli; Arap-Çerkez karışımı bir etnik yapısı var aslında ailemin. Onlar bir dönem Şam’a, Halep’e gitmişler ama bilinçli olarak ilk yurtdışına çıkışım on beş yaşında oldu. Çok küçük yaşlarda gittiniz herhalde Şam'a, değil mi? Evet, Şam'a bir-iki yaşlarında gittim. Sonrakiyse Bulgaristan, Yunanistan, Romanya civarı oldu. Bir yarış vardı, kürek yarışı, onun aracılığıyla aslında. Sonrasında oraları merak ettiğim için de gittim. Orada şöyle bir şey var: Demir Perde ülkeleri olmalarından da kaynaklanıyor; Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'daki kültürel etkileşimi görebiliyordunuz. Ama tabii ki şimdilerde dönüşen dünyada -mesela en son gittiğimde gördüm- ...

"Suçumuz çok ağırmış meğer!" [Kent ve Sakinleri]

Resim
Türkiye Sakatlar Derneği üyesi Mahmut Kement kent algısını anlatıyor! Kent bir kültürdür. Kentte yaşayan insanlar eğer kendilerini rahat, doğal alanlarında hissediyorlarsa, stres yaşamıyorlarsa mutlu olurlar. Biz kendimizi öyle hissetmiyoruz. Bugün bunu protesto etmek için buradayız. Çünkü bize karşı bir ihanet sözkonusu. Bizim yaşam alanlarına çıkmamızın, hayatla buluşmamızın önünde engeller var. Bu engelleri kaldırmak durumunda olan iktidar, yedi yıl önce bir yasayla bize bir söz verdi: “Yedi yıl sonra engelleriniz kaldırılacak. Yedi yıl sonra sizi daha yaşanılabilir bir kentle buluşturacağız.” dedi. Ama bugün bizi kandırdıklarını görüyoruz. Bir hafta içinde bir oyun oynadılar ve bizi evlerimize hapsetmeye devam ettiler. Suçumuz çok ağırmış meğer. Bakın, tüm bu düzenin devam edebilmesi için toplumun örgütsüz olması gerekiyor ve bu amaçla tüm toplum kesimleri çok örgütsüz bırakıldı. Asgari düzeyde örgütlenebilen kesimlere de şiddetli saldırılar yıllardır devam ediyor ve b...

Mert Fırat'la söyleşi: Kent ve Sakinleri

Resim
MERT FIRAT'LA MEGA KENTLERİ KONUŞTUK! "Mega kentlerin ortak özelliği sanırım. Örneğin, New York’taki dönüşümün pek bilincinde değilim, ama Berlin’deki değişimi görebiliyorsunuz. Amsterdam için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Her zaman bir alternatif yaratabiliyorlar. Londra’nın göbeğinde, ‘biz burayı, bu eski evleri yıkacağız, giydireceğiz ve buraya bir alışveriş merkezi koyacağız’ diyemiyorlar. Yani buna, ne oranın yerel belediyesi izin veriyor, ne hükümet izin veriyor. Şehircilik biraz oturmuş galiba orada. (...) "Henri Lefebvre’nin  Gündelik Hayatın Eleştirisi  diye bir kitabını okumuştum, onun kaynakçasına gireceğim: Amerika’nın ve kapitalizmin -galiba ‘başta Amerika’ demek daha doğru- artık her yere girdiği ve insanların iştahını kabarttığı noktada kendi doğduğun evi bile yıkıp artık onunla tüm bağını kopararak oraya bir gökdelen dikmek hevesindeysen -onu yok edebiliyorsan-, zaten oradan geri dönüş çok zor oluyor. Yani artık şöyle oluyor: Maneviyat mı, maddiya...

"Düşüncelerdeki engel kalksın!" [Kent ve Sakinleri]

Resim
Türkiye Sakatlar Derneği üyesi Bahar Atik, kent algısını anlatıyor! "Düşüncelerdeki engel kalksın!" Metropolde yaşamak bizim için çok zor, sıkıntıları daha büyük oluyor. Özellikle nüfus yoğunluğunun yaşandığı, göçlerin teşvik edildiği bir bölgede yaşıyoruz. Biliyorsunuz üç çocuk, beş çocuk gibi polemiklere giriliyor şu anda. Kentsel dönüşüm adı altında birtakım zorlamacı yaptırım içindeler. Ben kentsel dönüşümün, AKP’ye dönüşüm olduğunu düşünüyorum. Tamamen rant elde etmek amaçlı bir şey. Bu tip şeylerle uğraşacaklarına mesela bizim yasayla uğraşsalar ya! Rant peşinde koşacaklarına bizim sıkıntılarımıza çözüm olabilirlerdi. Kıyıda köşede kalmış birtakım yerlerden, oradaki mağdur, ezilen insanlardan, Roman halkından bahsetti Bilal Bey, onları yerlerinden etmeye uğraşacaklarına, daha büyük sorunlara, sıkıntılarımıza çare olabilirlerdi. O kadar basit şeyler var ki; kaldırım, rampa sorunları hâlâ devam ediyor. Gelişigüzel bir yapılaşma var, altyapı sorunlarımız var,...