Kayıtlar

Sanatın Evi: Hakan Tahmaz

Resim
'Yazarın Evi'  köşemizde, siyaset ile edebiyat arasında derin bağlar kuran, kelimelerle yaşamı tanıklıklara dönüştüren  Hakan Tahmaz 'ı ağırlıyoruz. Tahmaz, kendi sözleriyle "evinin, yazı masasının ve hayatın karmaşasında bulduğu dinginliğin" izlerini sürerken, yazmanın birey ve toplum üzerindeki etkilerini bizlerle paylaşıyor. Hakan Tahmaz, yazmaya dair ilk deneyimlerini ve bu yolculukta karşılaştığı zorlukları anlatırken, okuyucuları hem İstanbul'un karmaşasından İzmir'in huzur dolu sokaklarına, hem de cezaevi gibi insanın kendisiyle yüzleştiği mekânlardan evin sıcak köşelerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Evde bir köşe, Karşıyaka'da bir pencere önü ya da oğlunun odasında onun vakitlerinden çalınan birkaç saat… Tahmaz'ın yazıya kattığı tüm duygular, yalnızca bir yazarın değil, aynı zamanda hepimizin sesine dönüşüyor. Yazının insan deneyiminden süzülen bir kaynak olduğuna dair çarpıcı bir bakış açısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz. Yazarın Evi ...

Tefrika | Karton Kale

Resim
  Başka Şeyler 'in yeni köşesi 'Tefrika' , her hafta okuyucularımızı farklı bir dünyaya taşıyan hikâyeler, anılar ve roman parçalarıyla dopdolu bir okuma deneyimi sunuyor. Bu hafta, Mehmet Ferah 'ın, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış romanından bir kesitle karşınızdayız. Yazarın "Karton Kale" adlı bu roman çalışması, yaşam mücadelesinin gölgesinde hayallerini ve umudunu yitirmemeye çalışan bir çocuğun etkileyici hikâyesini konu ediniyor. Mehmet Ferah'ın "Karton Kale" adlı romanından sunduğumuz bu ilk bölümü okurken, gerçeklerin içinde hayallere tutunan bu çocuğun hikâyesine kulak verin... Karton Kale | 1. Bölüm Hava kararmak üzereydi. Kâğıtları yüklediği el arabasının ağırlığı omzunu iyice acıtmaya başlamıştı. Çıkmaz sokağın sonundaki binanın önüne geldiğinde, işe yarar kartonların umduğundan daha fazla olduğunu görüp gülümsedi. Çöp varilinin yanındaki dağınık kartonları toplayıp arabaya yerleştirdi, kirden katılaşmış eldivenlerini çıkarıp aln...

Maskeli Balo

Resim
"Beni ben olduğum için sevebilecek insanlar varken, ben başkaları için değişmeye çalışmışım." Birkaç ay önce kurduğum bir cümleydi bu. Belki de hayata dair öğrendiğim en mükemmel derslerden biri. Bu dersi bu kadar geç öğrenmenin hafif burukluğunu da yaşıyorum açıkçası içimde. Gün içinde farklı maskelere bürünüyoruz ve bunu, sosyal hayatın gerekliliklerinden sayıp topluma uyum sağladığımızı düşünüyoruz. Yaptığımızda bir yanlış görmediğimiz gibi, bizim gibi olmayanlara da anlam veremiyoruz. Birbirimizi anlamak yerine bildiğimiz anlamlara yerleştirmek istiyoruz diğerlerini. Mutlu olan bir kadın kahkahalarını saklıyor belki de daha edepli durabilmek için. Kendini, kendi deyimiyle 'berbat' hisseden bir adam da ağlamıyor güçlü olduğunu gösterebilmek için. Kadın da rol yapıyor, adam da. Mükemmel bir tiyatro gösteriminde miyiz? Hayır, hiç de değil, hayatın içindeyiz. Üstelik bu rollere hepimiz büründük. Üstesinden gelebileceğimiz rollere büründüğümüz gibi, altında ezileceğimi...

Şairin 12'si: Haydar Ergülen

Resim
1991 yılından bu yana verilen Cemal Süreya Şiir Ödülü 'nü 2005 yılında, 'yayımlanmış kitap dalı'nda Haydar Ergülen'in Keder gibi ödünç 'ü almıştı. Geçmiş yıllarda Üç Çiçek ve Şiir Atı dergilerini yayıma hazırlayanlar arasında yer alan Haydar Ergülen'in bu köşede paylaştığı 12 sözcük , onun şiiri algılama biçimine ve imge dünyasına ışık tutmayı amaçlıyor. Bu sözcüklerle şair, okuyucuları hem bireysel bir yolculuğa, hem de toplumsal bir sorgulamaya davet ediyor. 1- Ahşap? Kadim ahbap. 2- Mavi? Çocuk atlas. 3- Yağmur? Sokağın kalbi. 4- Çocukanne? Nazlı Gül. 5- Tren? Heves ekspresi. 6- Yarı(m)? Erken veda. 7- Yaz? Yanlış güz. 8- Ev? İçimizdeki sokak. 9- Göz? Miyop şiir. 10- Mırıldanmak? Kelime kedisi. 11- Harf / Kelime / Cümle? Sevişme savaş! 12- Pul / Zarf / Mektup? Mısra-i berceste. 'ŞAİRİN 12'Sİ' KİTABI HAKKINDA Ayhan Şahin  imzasıyla yayımlanan  Şairin 12'si kitabı, Türk şiirinin üç kuşağı ndan seçkin şairlerin dünyasına odaklanan...

Tefrika | Bir yılbaşı hikâyesi

Resim
Ressam Bünyamin Pehlivan 'ın kısa öyküleri devam ediyor. İkinci öyküsü "Bir yılbaşı hikâyesi" ... Keyifli okumalar... Anlatacağım hikâye, yaşça kendisinden çok küçük bir kadınla, eşinden ayrılmış bir erkeğin ikilemi arasında yaşanan gerçek bir hikâyedir. Adı Zeynep'ti; aslında gerçek adı bu değilmiş, sonradan öğrendim. Bir reklam ajansında çalışıyor, akşamları da çalıştığı ofiste kalıyordu. Hayat dolu, alımlı, güzel bir kızdı. Sıkça uğrar, sohbet ederdik. Ailesinin isteği üzerine köyünden birisiyle nişanlanmış. Anadolu'da kız çocuklarını erken baş göz ederler ki, ergen olduğunda kimseyi beğenmez de evde kalır diye. Zeynep'i de erkenden nişanlamışlar işte. Ama onun hayalleri var; üniversite okumak, çalışmak, kendi ayakları üzerinde durmak gibi. "Olmuyor!" deyip 'yüksüğü' göndermiş, nişanı bozmuş. "Nişan bozan bir kız, artık köyde kalamaz," deyip kente gelmiş ve çalışmaya başlamış. Bazı akşamlar yanıma uğrar, anlatırdı; günlerden, hay...

O Zamanlar Daha Olric Yoktu

Resim
Metinlerarasılık açısından bu derece kuvvetli bir romanın hayali karakterinin de elbette birtakım roman karakterleriyle anılması ve benzerlik kurulması son derece normaldir. Üstelik Tutunamayanlar 'ın, içinde yazarını doğrudan etkileyen birçok eserin adının anıldığı bir roman olduğunu da biliyoruz. Romanın yayımlandığı 1971-1972 tarihlerinden itibaren, hem eserin teknik yapısına hem de karakterlerine dair birçok tespitte bulunuldu. Hayali Olric karakteri de elbette bunlardan biriydi. Yıldız Ecevit, Oğuz Atay'ın edebiyatına ve roman karakterlerine derinlemesine eğildiği Ben Buradayım... adlı kitabında Olric karakterine dair Atay'ın yapmış olabileceği göndermeler üzerinde durur ve bunları okura aktarır: Berna Moran'a göre, Charles Dickens'ın Büyük Umutlar romanındaki Orlick karakterine ve/veya Shakespeare'in Hamlet 'indeki Yorick'e gönderme yapılmaktadır. Çünkü Atay'ın Olric'i, adı anılan her iki roman kişisiyle de benzerlikler göstermektedir. Or...

Resimli çocuk öyküleri kitabı: 'Sincap Ailesi' 6. baskıda!

Resim
Saliha Buzok'un yazdığı  Sincap Ailesi , resimli hikâyeleri ve öğretici içeriğiyle ilkokul çağındaki çocukların sevgisini kazandı. Doğa, arkadaşlık ve iyilik temalarıyla öne çıkan eser, 6'ncı baskısıyla yeniden okurlarıyla buluşuyor. Hikâye okuma alışkanlığı kazandıran bir kitap: 'Sincap Ailesi' Sincap Ailesi , çocukların hayal dünyasını geliştiren, aynı zamanda eğlendirirken öğreten bir eser. İlk basımı 6 ay önce yapılan kitap,  Saliha Buzok 'un özenle hazırladığı hikâyeleri ve renkli illüstrasyonlarıyla kısa sürede büyük ilgi gördü. Özellikle ilkokul çağındaki miniklere hitap eden eser, çocuklara doğayı, hayvanları ve arkadaşlığı daha yakından tanımalarına olanak sağlıyor. İyilik ve dayanışmanın önemi Petrikor Yayınları 'ndan çıkan  Sincap Ailesi , 4 farklı hikâyeden oluşan zengin bir içeriğe sahip. Bu hikâyelerde doğa sevgisi, iyilik ve dayanışma gibi evrensel değerler işleniyor. Kitabın öne çıkan öykülerinden biri olan  "Serçe ile Karınca" da, yard...

Sanatın Evi: Mehmet Ferah

Resim
Evin yalnızca bir yapı değil, bir yuva olduğunu hepimiz biliriz. Ancak o yuvanın anlamı, içindeki anılarla ve yaşanmışlıklarla derinleşir. Mehmet Ferah , Sanatın Evi köşemizde bizi, bir evin sadece dört duvar olmadığını, onun ruhunun nasıl var olabileceğini keşfetmeye davet ediyor. Eski bir evi anlatırken yüreğimizde yankılanan anılara dokunan bu yazı, ev kavramını yeniden sorgulamamıza neden oluyor. Yazarın Evi | Mehmet Ferah Bomboş, yer yer kazılmış ve etrafı saclarla çevrelenmiş arsanın önünde durup geçmiş günlerden kalan ve zihnimde canlanan hatıraları sıralarken, içimde bir yerlerde aniden peydahlanan incecik bir sızı gözlerimi yaşartmıştı. Bina yıkılırken kaçırdığım bakışlarım donuk bir halde toprak yığınlarına dalıp gitmişken aynı yıkıklıktaki yüreğimin sesi artık ayrılma vaktinin geldiğini söylüyordu. Evlatlarımın ilk kez bana "baba" diye seslendiği, büyüyerek geliştiği, sevginin, şefkatin ve merhametin yoğun olarak hissedildiği yerdi o ev. Sadece iki harfli bir keli...

Şiirler, şarkılar, çiçekler

Resim
GECE DEFTERİ / II Karavanımla uzun bir seyahate çıkıyoruz. Bana eşlik edeceklerin yanında Oğuz Atay ve Sezen Aksu da olacak. Ve Oğuz Atay bir şeyler soracak bize bu yolculukta, "Sen şiirleri bilir misin Olric," diyecek mesela. "Ben bildiğini bilirim yorgunluğumun kimsesizliğinde titrediğin her gece." Bense ona, "Her gece ayrı bir hüzün çeker yüreğim/ Her gece ayrı bir yeri kanar yüreğimin" diyerek mısralar ekleyeceğim kendimce. Uzun uzadıya bir yola çıkmayı düşünüyoruz. Toprak yol çoğunlukla. Sağımızda ayçiçeklerinin bizlere el sallayışı, sol tarafımızda saman balyalarıyla dolu sarı, yeşil ve mavinin buluşması... Erkenden kalkıp valizimi hazırladım, içerisine çocukluktan kalma anılarımı doldurdum, yarı sevinç, yarı hüzün ve çokça... Hansel ve Gretel gibi çocukluğumdan kalma, yollara ektiğim umut kırıntıları... "Siz şiirleri bilir misiniz?" diye soracağım yine ben size; Sezen Aksu da kadife sesiyle, "Ah İstanbul İstanbul olalı/ Hiç görmedi bö...

İYİ ŞEYLER | Tomris Uyar'dan bir öykü: 'Temmuz'

Resim
  Kendini ne zaman düşünse, bir merdivenden iner görüyordu. Eli, annesinin elinde; küçük tırnakları yenmiş, kirli; kirler kurşun kalemle çıkarılmış, kalem kaymış (Anne, öyle derinden kesme, sızlıyor sonra), tırnağı çevreleyen deri kapkara olmuş o yüzden, ağza acı geliyor, bir şey tutarken kıpırdıyor, belli belirsiz sancıyor. Neyse, annesinin avucunda gizli ya, kimseler göremez. Azalan günün tarazlı uçları (yıpranmış, tutamaksız) darmadağın yayılmış göğe. Yaz, bu demekti biraz da o günlerde: el, annenin eli içinde, denizli akşam kokusu, kum, ıslak lokantalar, iskeleye giden yol. Sabah kalkılınca hava güneşli. Parmaklarının ucuna basa basa perdeyi açarsın. Muşamba soğuktur. Ahşap evin kapısındaki demir indirilir: Artık gelen gelsin. Mutfak penceresinden sarmaşık görünür. Mutfak bahçesi beyazdır, geceden kalma bilgiçliğini sürdürür, ceviz ağaçlarını salar. Bu temmuzu gözden kaçırmamalı, her ayrıntıyı bir yana çivilemeli. Şaşkın. Önce babanın tıraş suyu ısıtılacak. "Kırmızı ibriği oca...

Şairin 'görevi', şiirin 'işlevi'

Resim
Etkileyici bir şiirde, şairin sırlı kelimeler kullanarak okuyucuyu bir mengene misali kıstırıp yaşamdan soyutlayabilecek bu gücü nereden aldığı ve hangi kaynaklardan beslendiği tam bir muammadır. Ama şairin görevi biraz da bu değil midir aslında? Kelimeleri bizler gibi eline alması, fakat onlardan aklımızın ucundan bile geçmeyen yeni anlamlar çıkarması... Her bir dizeyle kelimelerin mevcut anlam yüküne daha farklı anlamlar, hatta daha da başka yan anlamlar yüklemesi... Ve kimi zaman bu kelimelerin artık şiirdeki yeni anlamlarıyla hayatımıza dahil olması... Şu ifadede sorun var elbette: "Şairin görevi".  Neredeyse yarı resmi bir söylem olan bu ifade, en başta şiirin aykırı ve anlamları yerinden uğratan yapısına ve de şairin doğasına aykırı. Bu durum olsa olsa okur için olabilir. Okurun şaire atfettiği ve her an yerinden edilmeye teşne bir görevlendirme. İşin esası, şiir kendi başına çoğunlukla şairinden de koparak başka görevler de üstlenebilecektir. Yine de ama, hayatı ve dün...

Devrim arkadaşlığı: Atatürk ve Beş Paşalar'ın yol ayrımı

Resim
Yazar Tamer Kaplan, 'Paşalar Atatürk'ü Neden Terk Etti?' kitabında, Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen figürleri arasındaki gerilimleri ve az bilinen Beş Paşalar olayını çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Tamer Kaplan'ın kaleme aldığı  Paşalar Atatürk'ü Neden Terk Etti? , Kurtuluş Savaşı döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan kritik olayları yeniden gözler önüne seriyor. Kaplan, tarihin tozlu sayfalarında gizlenen, ancak dönemin kaderini belirleyen detaylara odaklanarak okuru gerilim dolu bir siyasi hesaplaşmaya tanık ediyor. Kitapta, özellikle beş paşalar olayı ve Çerkez Ethem gibi tarihimizin dönüm noktalarına ilişkin pek dile getirilmeyen gerçekleri merceğe alan yazar, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki milli mücadelenin çeşitli safhalarında yaşanan fikir ayrılıklarını ve bu ayrılıkların nasıl "kopuşlara" yol açtığını anlatırken, okuru bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Gerilim dolu anlar ve sıradışı figürler Ocak 2025'te Başka Yerler...