"Hayır! Yanılmadın."
“Saplantı” / II. Bölüm'den Ayak sesleri uzaklaşır uzaklaşmaz klozete koştu, iki parmağını boğazına kadar sokup öğürdü Ayşegül. Sabah onu almaya her zamanki gibi uzun boylu, saçları önlerden dökülmüş esmer adam gelmişti. Hastalar, hemşireler, tüm görevliler içinde en esmeri bu adamdı –gerçi hastaların hepsinin suratı beyaz veya sarıydı. Ayşegül o kadar halsiz göründü ki adamın tüm çabalarına rağmen ayakta kalamayınca kahvaltısı ve ilaçlar ona geldi. Şimdi de hepsi birlikte pis suyun üstünde yüzüyordu. Yumurtaların arasından rengi solmaya başlamış pembe ilacı seçti gözleri. Birkaç yıl önce -şimdi ona yüz yıl gibi geliyordu- burada değilken, şimdikinden biraz daha özgürken, ilaçları ilk kullanmaya başladığında kendini gün boyu mutlu, uçacak kadar hafif hissediyordu. “Pembe olan olmalı,” demişti kendi kendine, “Beni bu kadar mutlu eden ilaç çocukluğumun odası kadar pembe olmalı.” Yanılmıştı. Pembe ilaç onu burada hiç de mutlu etmemişti ve şimdi döne döne yerin dibini boyluyordu...