Ressamın Evi | Bünyamin Pehlivan
Bünyamin
Pehlivan’ın anlatısında Bodrum, resmin, atölyenin ve gündelik hayatın iç içe
geçtiği uzun bir yaşam serüveninin merkezi olarak karşımıza çıkıyor. Taş binalar,
küçük odalar, balkonlar, bahçeler ve çalışma mekânları yıllar içinde bir
ressamın hayat çizgisini taşıyan duraklara dönüşüyor.
Pehlivan,
Bodrum’a yerleştiği günden bugüne uzanan yolculuğunu evler ve atölyeler
üzerinden aktarırken, bir ressam için üretim alanının nasıl vazgeçilmez bir
yere sahip olduğunu da gösteriyor. Kimi zaman yüksek tavanlı taş bir bina, kimi
zaman küçük bir ev, kimi zaman denize yakın bahçeli bir mekân, onun üretme
arzusuna ve yaşam biçimine eşlik ediyor.
Bu yazıda ressamın evi, atölyenin ışığıyla birlikte açılıyor; fırçaların, tuvallerin, sergilerin ve gündelik hayatın aynı çatı altında çoğaldığı bir dünya kuruluyor. Bodrum’un değişen yüzüne tanıklık eden bu hikâye, aynı zamanda bir sanatçının mekânlarla kurduğu ilişkinin izlerini sürüyor.
Bünyamin Pehlivan, evini
anlatıyor!
Ev deyince aklımıza, ailenin ya da bir ailesi yoksa, yatak
odası, salonu, mutfak, tuvalet ve banyodan ibaret bir yapı gelir. Bu ölçüt,
apartman daireleri içindir ve balkonu da buna ekleyebiliriz. Müstakil veya
birkaç daireden ibaret bir yapı ise ortak kullanımlı bir bahçe de ilave
edebiliriz.
Sözkonusu bir ressam olunca iş
değişir. Ressamın öncelikle evi, atölyesidir; diğer unsurlar atölyenin
tamamlayıcısı olur genellikle.
Şimdi buradan benim evime gelelim.
Benim evim olmadı, şu an oturduğum yer dışında. Şimdiki de zorunluluktan. Anlatayım:
23 yıl oldu ben Bodrum'a yerleşeli.
İlk mekânım şimdiki Halk Eğitim Merkezi'nin bulunduğu binanın arka cephesinde;
ölçmedim ama otuz metrekarelik ve yüksekliği beş metre olan taş bir bina.
Mutfak, tuvalet, banyo gibi ayrıntılar yok. Gece yatıncaya kadar atölye,
yatma zamanı yatakhane görevi başlıyor. 2004 yılında Güzel Sanatlar
Fakültesi'ne devredilince, bahçe içerisinde altı ay kalabildiğim daha
kullanışlı bir ev-atölyeye taşındım. 'Sanat merkezi' adını verdiğim burada Bodrum'daki
ilk kişisel sergimi, 'Mavi Düşler'i açtım.
2006 yılından 2010 yılına kadar küçük bir eve taşındım.
Burada resim yapma olanağı yoktu, ama tek yaşayan birisi için yeterliydi.
Atölye olarak şimdiki Deniz Müzesi olan Bedesten binasının üst katını bir grup
ressam ile oluşturduğumuz Bodrum Plastik Sanatlar Oluşumu’na tahsis edilmesiyle
2010 yılına kadar rahat bir atölye ortamına kavuşmuştum.
Ressam için ev ile atölye ayrı ayrı
yerlerde olunca, okullarda uygulanan taşımalı eğitimi çağrıştırıyor bana.
Canınız resim yapmak istiyor ama evinizde bu olanak yok, doğru atölyeye,
yallah...
Ressamın evi diyebileceğim evde
dokuz yıl kaldım. Güzel bir taş evdi. 2014'ten 2023 Kasım'ına kadar en rahat ev
ve atölyede yaşadım. Evin iki odası resim çalışmalarım ve eserlerimin
sergilenmesi için yeterliydi. Arkada bir odasını yatak odası olarak
kullanıyordum ve sürekli kapalı olduğu için arkadaşlarım dışında, buranın
sadece atölye olarak kullanıldığı fikri oluşuyordu.
Ressamların sanırım ortak
sorunlarının başında –ve bana göre de en önemlisi–, rahatça çalışabilecekleri,
üretecekleri bir atölyenin olmayışı gelmektedir. Burada ressam Bünyamin
Pehlivan'ın evini bir kenara bırakalım; olumsuz koşullarda resim yapmak zorunda
kalan ressamların atölye sorununun çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Başkaca
bir geliriniz yoksa, ya da maddi durumunuz iyi değilse, resim yaparak değil
atölye kiralamak, yaşamak bile mucize olur. Yazımı, yerel yönetimlerin bu konuya bir el atmalarının sosyal
belediyeciliğin bir gereği olduğunu söyleyerek noktalamak istiyorum.
Bu arada, oturduğum eve de nankörlük etmeyeyim. İki odalı, önünde resim yapmaya elverişli bir balkonu, etrafı mandalina ve portakal ağaçlarından oluşan bahçeli bir ev. Üç yüz metre yürürseniz denize girersiniz. Bodrum'un en güzel denizi burada. Kafa dinlemek isteyenler için cennetten bir köşe.
Ressam Bünyamin Pehlivan'ın evi atölyesi, atölyesi de evidir. Atölyede yaşar ve ölür.
Bünyamin Pehlivan






Yorumlar
Yorum Gönder